Yine iki büklüm kesileceğim ağrıdan. Saçlarımı yolucam. Kaybedicem bir sürü şeyi. Nefesimi kesicek. Gücümü tüketecek. Farkındayım. Nasıl korkuyorum? Can verir gibi. Sanki vurmuş can alıcı bileklerimi. Korkuyorum hem iterken seni, hem içime katarken. Ben bana elime kalem aldıracak adamı unuttum dediğimi bilirim. Kimseye söylemedim ama kalem bırakılmıyormuş öyle. Bir kış akşamı herhangi biri gibi arkanı dönüp gidince demiştim. Bu benim fırtınam olur, felaketim olur, yörüngemi oynatır, kafamda sağlam kalan son tahtayıda söker. Kalmıştı. Son tahtam yıllar sonra tekrar kirpiklerinden parmak uçlarına görene kadar benimle kaldı. Aklı başında bir yaşta aklımdaki son tahta uçuverdi. Senin uğrunda akıl sağlığı kaybetmeye bile değerdi. Şimdi beni akıllı sanan herkesin gördüğü halim toplanıp gitti. Bir deli var benimle benim içimde sadece adını söyleyen ve milim milim yüzünü tekrarlayarak bana seslenen. Delini seviyorum. Unutacağım dediğim herşeyi bir bıçakla inatla kolumu göstersemde ruhuma kazıyor. Sadece ben görebileyim diye.
.....
Biliyorum ben. Koşarak gelirsem yorulurum. Yine düşerim. Inanırsam sana bir kez daha. Kandırılırım. Her söylediğini ciddiye alırsam üzülürüm. Ve sana koşarken ardımda bırakacaklarımı şimdi düşünmezsem bıçaklı bir çark bırakırım göklere. Elbet gelir bir yerimden yaralar. Hem deli gibi koşmak isteyip hem olduğum yerden seni izlemek zorundayım. Koşacağım yolda rampalar var düğümler var. Bunlar bazen boğazıma acı veriyor. Saç köklerimden karnıma kadar siyah bir şekilde uyuşuyorum. Hep inandığım bir şey var. Sanki bir gün tüm sözlerin doğru çıkacak. Yolum açılacak düğümler boğazımı çözecek ve ben o gün koşmayı bırakıp uçarak geleceğim sana. Beni ilk karanlıktan çıkarışın değil. Çıkarıp atmışlığında oldu. Beğenmediğin bir çakıl taşı gibi önce beni karanlık sulardan alıp şeklime baktın, eline oturttun, diğerlerine çarptığımda çıkardığım sese baktın. Tiz bir ses duydun sevmedin. Ben çığlıklarını gösterebilen bir parça değildim yeryüzünde. Bunlara rağmen çığlığımı gülümsemeye çevirmiştin. Suyun içine daldırıp bir de oradan baktın bana. Sen denizim, içinde nasıldım?
Hiç anlatmadın ne gördüğünü ve sonra beni omzundan aldığın kuvvetle birlikte en uzağa fırlattın. Tekrar kıyına vurmam yıllar aldı. Dalgalar, yağmurlar, su çekilmeleri hepsini atlattım kıyıdayım. Denk geldik. Dalgalar beni aşındırmış. Belki bu sefer hoş gelirim gözüne. Ben koşmanın hayalini kuran bir çakıl taşı olarak yosunumdan,kumumdan, üstüme yapışan tüm canlılardan kurtulunca. Senin mavi sonsuzluğuna dalmak için bu gün yine kıyına sürükleniyorum.
Hiç anlatmadın ne gördüğünü ve sonra beni omzundan aldığın kuvvetle birlikte en uzağa fırlattın. Tekrar kıyına vurmam yıllar aldı. Dalgalar, yağmurlar, su çekilmeleri hepsini atlattım kıyıdayım. Denk geldik. Dalgalar beni aşındırmış. Belki bu sefer hoş gelirim gözüne. Ben koşmanın hayalini kuran bir çakıl taşı olarak yosunumdan,kumumdan, üstüme yapışan tüm canlılardan kurtulunca. Senin mavi sonsuzluğuna dalmak için bu gün yine kıyına sürükleniyorum.

Yorumlar
Yorum Gönder